Girişim Günleri / Startupweekend İstanbul 2008 …. Aramızda startupweekend konseptini bilen var mı? Bilenler olabilir bilmeyenler için şöyle baştan bir anlatalım.
+ - 70 Profesyonel.
Bir mekanda buluşacak.
48 Saat boyunca bir internet girişimini canlandırmak için ter dökecek.
Yazılımcılar, Tasarımcılar, Proje Yöneticileri, Pazarlamacılar, Stratejistler…
48 Saatin sonunda kurulacak olan bilişim şirketine tüm bu katılımcılar eşit paydayla ortak olacaklar.
Bu organizasyonda asıl maksat sektörel muhabbeti geliştirmek. Sizinle masada oturabilirim. Size daha önce hiç duymadığınız teknik terimler söyleyerek başınızı döndürebilirim. Ama sizinle aynı takımda çalışmam bambaşkadır. İş ahlakımı ve becerilerimi tam anlamıyla görebilirsiniz.
Yurt çapında ve yurtdışında oldukça fazla ses getirecek bir organizasyon olacak olan Girişim Günleri‘nde bende organizasyonda bulunuyorum. Bana sorarsanız bu projenin en güzel yanı tamamen doğal gelişecek olması.
Başvurular toplanacak. Tahminim 400-450 arası ön kayıt alacağız.
Portfoliolarla profesyoneller seçilecek.
Tanışma toplantısı. Profesyoneller tanıştırılacak birbirleriyle.
Organizasyon’un ilk sabahı 3er dakikalık zaman dilimleriyle fikir sahipleri iş fikirlerini anlatıp topluluğu ikna etmeye çalışacak.
48 Saat boyunca 70 kişinin durmaksızın üzerinde çalışacağı projenin ne olacağı işte bu bölümde oylama usulüyle belli olacak.
Organizasyon ekibi olarak bizler kimseye polislik yapmayacağız. Yalnızca taleb edilen yerlerde yardımcı olmaya çalışıp kusursuz çalışma için uygun zemini hazırlayacağız. Tasarım, Yazılım, İş Geliştirme, Pazarlama. Tüm takımlar doğal gelişecek. Suni bir yapılandırma olmayacak.
Türkiye’de bir ilk olacak bu organizasyonun içinde bulunmaktan ötürü mutluyum. Türkiye Web Sektörünün gelişiminde dev bir adım olacağından hiç şüphem yok.
Tanıtıma destekçi olan tüm arkadaşlarıma teşekkürlerimi sunarım. Bu gün gördüm son verdiğim röportaj Ekonomist dergisinde yayınlanmış bu ay. Onlara da teşekkürleri iletelim buradan.
Girişim Günleri ile ilgili detaylı bilgi için web sitesini ziyaret edin ve katılacaksanız mutlak önkayıt yaptırın. :
1 Ağustos’ta Kadıköy’de yapacağımız muhabbet toplantısında da Girişim Günleri’nden bahsedeceğiz bolca. Bir ısınma turu diyebiliriz
Katılım herkese açık. Bekleriz!
Arkadaşlar gerçekleştirmeyi planladığımız muhabbet buluşmamız için yer-mekan belli oldu. Moda Çay Bahçesi. 1 Ağustos Cuma günü saat 18:45‘de Kadıköy Haldun Taner Sahnesi önünde buluşup Moda’ya doğru yürüyeceğiz. Oturup detaylı muhabbetimizi geliştireceğiz. Hiç bir katılığı yok organizasyonun, hiç bir konusu yok. Tamamen esnek. Ortalama 20-25 arkadaş olacağız.
Tahmin ediyorum ki internet çevresinde dönecektir muhabbet.
http://webgencligi.eventbrite.com
Henüz gerçekleştirmediyseniz hemen yukarıdaki eventbrite adresinden kaydınızı gerçekleştirin.
Yakışıklı olacağını umuyorum, organizasyondaki aktifliği için Ahmet‘e teşekkürleri bir borç biliyorum.
Kimlerin gelip kimlerin gelmeyeceğini belirlemek adına Eventbrite de bir etkinlik programı oluşturdum. 1 Ağustos Cuma günü Saat 17:00 de başlayıp 22:00 da bitmesini öngördüm şimdilik. Değişiklik olursa elbette ki haberdar ederiz birbirimizi. Üsküdar muhtemel şu an için.
Katılmak isteyen tüm arkadaşlar katılımlarını buradan belirtsinler. Sayı hiç mühim değil güzel muhabbet dönsün, tanışılsın yeterli bence.
Bu arada 2.5 senelik yadigar bloguma yeni tasarım da yolda
version kaç kim bilir hatırlamıyorum bile.
İlgileneceğini düşündüğünüz tüm arkadaşları davet etmeniz ricasıyla.
Ahmedim Eyübüm Artırım bir e-mail atmış. Şimdi gördüm ve bu hususta bir yazı yazmak farz oldu artık. Hani bir dönem biz bir buluşma yapacaktık bir çay içecektik yalan olmuştu. Var mı hatırlayan?
Bu görüşmeyi gerçekleştirelim arkadaşlar. İstanbul Anadolu yakasında sahil şeridinde(üsküdar falan olabilir karşıdan gelecek arkadaşlar için) bir çay içelim artık beraber.
Uzun zamandır ihtiyacım olan değişim ennihayet bu gün geldi. Dualarla, niyazlarla geldi. Nurtopu gibi. Hayırlı olacak inşallah.
Değişim de nedir? diyenler için. Tüm online sosyal ortamlardaki hesaplarımı sildim. Eğer orada görüşüp konuştuğum kardeşlerimdenseniz muhabbetimiz kesilmesin, üzerinize alınmayın. Bir emaile bakar, bir çay bahanedir, görüşürüz mutlaka.
Neden yaptım böyle birşeyi? Flickr ve Facebook kullanmayacağım artık. MSN de kullanmamayı planlıyorum henüz karar vermedim. Ömrümde çok fazla yer kapladığını düşünüyorum tüm bunların. Fotoğraf çekmeye de uzun bir süre ara vermeyi planlıyorum. Canon 400d isteyen arkadaşlara satabilirim bile belki
Şaka tabiki kuzenime vereceğim liseye başlama hediyesi olarak. Biz liseye başlarken 400d hediye eden olmadı ki anasını satayım.
Bu kadar vakti ne yapacağım? Sektörün inanılmaz hızlı geliştiği şu günlerde 1-5 sene sonraya oynayacağım a dostlar. Duaya ihtiyacım var. Yaş 20 teknik bilgi var, tecrübeyi de düşerek geliştireceğiz artık.
Daha sık yazmaya çalışacağım bloguma. Özellikle yeni girişimler başlatan, şirketleşmeye çalışan dostları aksattık gibi. Gördüğüm, bildiğimi düşündüğüm herşeyle ilgili yazacağım. Umarım faydalı olacaktır. Olası ön görülerimi fikirlerimi de sıkça yazacağım.
Şimdilik bu kadar. Gelişme olursa bahsedeceğim buradan. Birkaç aylık sıkıntılı halim güzellikler doğurdu şükür.
Seviyorum hepinizi.
Son günlerde inanılmaz bir yoğunluk var üzerimde. Çeşitli planlar var geleceğe doğru daha hızlı ilerleyebilmek adına. İşte bu planları işletirken ortağım Ferhat Özkaşgarlı ile beraber yoğun temponun arasında internet dünyasından bir arkadaşımla yüzyüze görüşme fırsatı buldum. Bir ihtimalle farklı bir vizyon, farklı bir yol bekliyor İstanbulDijital‘i.
Volkan Görgülü‘ile koşuşturma arası ayaküstü bir yerde görüştük. Daha evvel mailleşmiştik. Beraber çalışma yolları aradık, sektörden konuştuk vs…
Volkan’ın çalışmalarını ve yalnızca kullanılabilirlik,erişebilirlik kısmında kalmaya çalışmasını taktir ettim.
Volkan yeni blogunda hiç denenmemiş birşeyi yapıyor. Takip edilesi.
Çok garip gelişmelerim var. Tek tek paylaşacağım vakti geldikçe.
Ben bu gece kişisel sebeplerden ötürü uyuyamamış ve muhtemelen iyi bir haftasonu geçiremeyecek olsam da, iyi haftasonları diliyorum herkese.
Malumatınız “olağanüstü işler ofisi” İstanbulDijital‘de projeleri yetiştirmek için ciddi bir efor serfediyoruz takım halinde. Ama gelin görün ki işler üstün geliyor ve bizde yeni arkadaşlar bakmaya karar verdik.
BURADAN boş pozisyonlarımızı takip edip sizde bu takıma katılabilirsiniz
İşim var şimdi biraz. Başka zaman görüşmek üzere…
Selamlar arkadaşlar,
Cidden uzun zaman oldu ve ben bloguma yazı yazamadım. Genellikle yazılarımı yeni gözbebeğimiz Yazamak üzerinde yayınladım bu zaman diliminde. Kişisel birkaç yazı yazmanın da zamanı geldi diye düşünüyorum. Yazamak’ın çok geçmeden bir blogging - photoblogging servisine dönüşeceği müjdesini de buradan verelim adı geçmişken.
Belki de fotoğraf çekmeye başlamamın ardından tüm yazı eforu Flickr hesabımda ki foto açıklamalarıma gitti. Can sağlığı. Ölmedim henüz. Ama bu ölmeyeceğim anlamına gelmiyor tabi
acık işim kaldı bu dünyada. Çözeyim onları, gideceğim, kalıcı değilim.
Bir dönemlerin sadık bir bloggeri olarak anlatmak zorunda hissettiğim ve kimse için ölümcül olmayan bazı soruların cevabını vereyim aşağıda;

Bu kadar zaman geçti ve ben nerelerdeydim?
Malum ben henüz 20 yaşındayım. Blogumun açılışı şirketimin açılışıyla aşağı yukarı aynı tarihe denk gelir. Geçenlerde sektörel anlamda inanılmaz şeyler öğrendiğim çok kıymetli abim Aliyar Fırat ile konuşurken “ben neden zengin değilim? çünkü olmak istemedim” demişti. Haklı. Sanırım bende içten içe olma hevesi var ki bu sebepten sabah akşam projelerle ve şirketimle uğraşıyorum. Daha çok iş, daha kaliteli iş, daha çok müşteri, daha çok arkadaş, daha iyi bir ofis, daha iyi bir hayat…. Uğraşım boşa çıkıyor demek tamamiyle yalan olurdu ancak mevzunun temelinde sanırım bu hırs var. İyi - kötü siz yorumlayın artık. Muhabbetin sonuna doğru “sen daha koparmadın mı oğlum? ben gelene kadar koparman gerekirdi…” dedi Aliyar usta ki bunun yükü hakkaten ağır. (Aliyar abi USA’da)
Yoktum da neler yaptım?
İstanbulDijital‘e bomba bir arkadaş kazandırdım. Serdar Öztürk artık ID forması giyiyor
. Yeni şirket sitemiz de Serdar’ın ilk işidir İstanbulDijital’de . Yarım kalmış projelerimizi bitişe yaklaştırmak için elimden geleni yaptım. Murat Arif Çeliker ile bir İstanbul kampı bile gerçekleştirdim projeler üzerine. Olukça verimli geçti. Hakkını helal etsin güzel kardeşim. Yine bu zaman diliminde İstanbulDijital ismini tescil ettirdim. Artık o meşhur “®” işaretini ismimizin yanında kullanabiliriz ve “taklitlerimizden sakınınız” diye göğsümüzü gere gere dolaşabiliriz ortalıkta. Oturduğum masalardan, tanıştığım insanlardan, aldığım - verdiğim iş tekliflerinden, geleceğe dair yaptığım planlardan hiç bahsetmiyorum bile. Uzar gider.
Unutmadan. Eğer İstanbulDijital’e katkıda bulunabileceğinizi ve profesyonel olduğunuzu düşünüyorsanız ik@istanbuldijital{nokta}com a e-mail göndermeyi ihmal etmeyin.
Neden artık teknik yazı - makale yazmıyorum?
Teknik yazı yazmak tamamen bir rahatlık işi. Bırakın teknik yazı yazmayı tasarım yapmaya bile vaktim olmuyor artık
. Piyasa çocuğu oldum iyice anlayacağınız. Masalar, projeler, tanışmalar, gülüşmeler, pazarlıklar, imzalar, güzel-çirkin abiler çok vaktimi alıyor.
Tipimde bir değişme mi var?
Bir idda ve hırs üzerine 3 ayda yaklaşık 20 kilo verdim. Üstelik 2 ayda 20 kilo vermem gerekirken ancak 17 verebilip üzerine birde iddayı kaybettim. Günde 10km koşabilen bir adamım artık.
Vefasızlık ettiğim dostlardan en çok duyduğum sorular bunlardı. Bende bunların cevabını verdim. Varsa farklı düşünceleriniz tartışalım.
Muhabbetle…
Arkadaşlar bu hafta itibariyle İstanbulDijital’de büyüme süreci başlıyor. Yeni bir ofis’e geçebilir renklerimize yeni arkadaşlar bağlayabiliriz. Özellikle web programlama ve xhtml konusunda tecrübeli arkadaşlar ik-et-istanbuldijital.com’a mail atabilir. Dualarınız ve eforumuzla markamızın alışılmışın dışında hızla büyüyeceğine şüphemiz yok.
Malumatınız artık kişisel bloguma sadece işle ilgili yazılarımı yazıyorum. Günlük yazılarım Yazamak‘ta
Yeni ofis, yeni site, daha geniş ufuk ve daha geniş kadroyla buralardayız.
İstanbulDijital‘de girişimlerimizden bahsederim sık sık. Baaak, Kimyapacak, Yazamak. Tamamını arayüzleri ile birlikte görmüşsünüzdür.
Görmediyseniz de çok fazla beklemeye gerek kalmadı bir bir yürümeye başlıyorlar işte. Yazamak projesi 2008 e girdiğimiz bu gün adımlarını atmaya başladı. Aslında Yazamak bonus bir proje diğerlerinden teknik olarak daha az detaya sahip. Ancak ciddi topluluk ve fikir üretebilecek bir ortam. Birnevi blogger networku. Müthiş yazıların,araştırmaların ve seviyeli tartışmanın adresi olması için çalışacağız…
Blogosfere transfer ettiğim değerli yazar arkadaşlarım ve çok yetenekli genç arkadaşlarımızla birlikte oluşturduğumuz platformu RSS listenize eklemeyi ve takip etmeyi unutmayın efendim!
Benim kefil olabileceğim nokta hem görsel hemde fikirsel anlamda kadromuz cidden yetenekli
Sizde yazamak yazarı olabilirsiniz elbet bilgi-et-istanbuldijital.com a bekleriz YAZAMAK başlıklı e-maillerinizi.
Bende artık yalnızca kişisel yazılarımı sinanata.com adresinde yazacağım. Araştırma, düşünce yazıları ve kullanılabilirlik - iş dünyası ile ilgili eğitim makalelerimin tamamı bundan sonra YAZAMAK‘ta.
İyi Seneler…
Blogumun sağ kanadı bildiğiniz üzere gitti. Onun yerine en çok beğendiğim linkler ve şirket reklamım geldi. Aslında komik bir hikayesi var. FTP programı ile sağ kısmı düzenlerken kayboldu dosyam. Ne temp nede sunucu üzerinde bulamadım sidebar.php yi. Kaybettim anlayacağınız. Kaybetince hepten sinirlenip sağ kısmın gereksiz olduğu kanaatine vardım. Silip yerine Google Reader da takip ettiğim linkleri gösteren eklentiyi koydum.
Bence iyi de ettim. Sevdiğim takip ettiğim hem mesleki hem günlük hayattaki linkleri bizzat ilk elden görme fırsatı doğru okuyucularıma. Budur efendim. Yeni özelliğimizi açıklamak istedim. Kolay kullanımlar… ![]()
Gerçekçi-Deli olmak. Yazdığım yazının konusu aslında Volkanın bir dönem çokça yazdığı türden. Yakında web seminerleri’nde buluşacağım Volkanla kısmet olursa iletirim selamlarınızı.
Gerçekçi-Deli olmak. Bir insan nasıl hem gerçekçi hem deli olur? Geçenlerde Ömer Özlü, Ömer abiyle msn de sohbet ediyoruz. En geç cumartesi günü yayına girecek olan bonus projemiz Yazamak ile ilgili konuşurken bir konu geçti.
Bir projeyi bir fikri bir oluşumu konuşurken, hayal ederken sondan başa düşündüğümü söyledim. Deneyin çok faydası oluyor. Örneğin bir proje fikri geldiğinde aklıma ilk önce 4-5 yıl sonrasını düşünüyorum. Mevcut şartlar içinde muhtemel sonuçlar doğrultusunda en çok işime gelenin resmini çekip koyuyorum aklımda bir köşeye. Güzel bir resim. Ama pek kimseyle paylaşmayın. Deli diyebilirler
Sonra mevcut şartlarla nasıl ilk adımın atılacağını planlıyorum. Sonunu öngördüğüm hikayeyi - ki başarısız da olabilirim, her zaman risk vardır - baştan başlıyorum oynamaya. Zaten bildiğim yollarda yürüyorum. İşte bunu yapmak yaş ilerledikçe zorlaşıyor. Belli bir zamandan sonra imkansızmış gibi geliyor.
Şu an ciddi bir marka değeri olan İstanbulDijital‘de böyle oluştu ennihayet. Ve çok şükür gemi limandan ayrıldı ilerliyor. Aklımdaki resmi anlatayım mı? Bence anlatmayayım bu yaşta deli yaftasını yemek pek hoş olmaz
Gerçekçi olmak girişimci olmanın temelinden geliyor. Kaybetmekten korkmak değil ama zeki hareket etmek. Biraz siyasi.
Deli olmaksa başta insanların sana güleceği birşeyden başarı çıkarmaktan geliyor. En sevdiğim yanı bu.
Bugün Erdal ile birlikte Çamlıca Tepesindeydim. Siyaset, İş ve Okul muhabbetleri aktı gitti deyim yerindeyse. Oldum olası severim Erdalla muhabbeti. Önce karnı doyurmak lazım malum :). Ardından şöyle hafif üşüyerek İstanbulu seyir. Yörük Çadırında çay - canlı müzik (Zeki Müren’den Bulamazsın ı istediğimizde salonun nasıl efkarlandığını görmeniz lazımdı.) . Oradan Ümraniye Sondurağa kadar muhabbet eşliğinde yürüme gayet keyifliydi. Hakkını helal etsin kardeşim. ( Günde ortalama 16 saat çalıştığım için robotlaştığımı idda eden annem de sevinmiştir
eheh )
İş ve Siyasetten bahsederken söz dönüp dolaşıp önümüzdeki 4-5 yıl içinde bir çok dengenin değişeceğine geldi. Detaya girip kimseyi sıkmak istemiyorum. Canı dişe takıp önümüzdeki 4-5 yıl hakkıyla kendimizi geliştirip çalışmak birşeyler üretmek şart dedik ortak kanaat. Bundan önce yaptığımızdı aslında. Ama biraz daha çok çalışmak şart.
Eve geldiğimde Cemil kardeşimin İstanblog‘una bir göz atayım dedim. Uzuunca bir aradan sonra blogosfere bir yazı daha sallamıştı ennihayet. Devamını isteriz. Cidden etkileyici ve anlamlı bir dörtlük koymuş. Bence mecazıyla, gerçeğiyle geleceği anlatıyor. Şairin ileri görüşü insanı dilsiz bırakacak cinsten.

Her şey bir rüzgara bakıyor ağabey.
Bakma esrar çekip mayıştıklarına.
Bir gün var ya bir gün bu mağripli çocuklar.
Yakacaklar Paris’i…
Hakan Albayrak
2008′e 10 kala başta siz değerli arkadaşlarım ardından tüm insanlığın mübarek kurban bayramını içten dileklerimle kutlarım.
Karşı cinse karşı duyulduğunda ne kadar tehlikeli bir kelime, tabi bence. Tehlike aslında şuradan geliyor. Elbette ölümcül değil ancak bazı sıkıntılara sebebiyet verebiliyor bu yaşlarda. Bir kere genç-yaşlı kim olursa olsun “total productivity loss” - “dağılma” durumları başgösteriyor. İnsan, zihninin en parlak olduğu dönemlerde buna kafa yoruyor. Birde gerekli gereksiz efkar durumları. Hayır ilerde herkes söz yazarı olmuyor ki
efkar herkesin işine yaramıyor ne yazık ki. Hatta kimileri için sonun başlangıcı olabiliyor. Tamam asabesk bizim ülkemizde çok tutuluyor olabilir ama zaten yeterince yapan ve dinleyen yok mu :).

İnsan fıtratına göre kendine olan güvenini yitirebiliyor, yenilmeyi kabullenebiliyor, kendini küçük görmeye başlıyor vs.vs.vs.
“Proof” filmini izleyenler bilirler özellikle 19-24 arasında insan düşünce gücü tavan yaparmış. İnsan çok daha detaylı düşünebilir, dünyevi anlamda her zamankinden daha yaratıcı olabilirmiş.
Yaptığım minik araştırmalar ve gözlemler sonucu şu ortaya çıkıyor. Bu yaş aralığını “seviyorum ülen” modunda aşk çocuğu olarak değilde kendi işine yoğunlaşmış olarak geçirenlerin yüksek çoğunluğu başarılı oluyor. Bahsettiğim durum asosyal olmak değil. Aksine, daha sosyal ve gerçekçi olmak. Şuradan örnekleyebilirim 16-19 yaşındayken biri için “çok seviyorum” demek oldukça saçmadır. Çünkü minimum 1-1.5 yıl aklını kurcalayacaktır ve illa ki unutacaksındır sonunda. Elimizde ne var? Boşa geçmiş 1.5 yıl. Geçmiş olsun.
Bahsettiğim yaş aralığında olup zihni bulanık olan arkadaşlarıma bir fikir verebilir diye düşündüm. Gerçekçi olup bir hedef belirlemek ve o noktaya doğru yalnızca yürümek en mantıklısıdır. İnsanlar ticaret için riskli der ama aşk ticaretten çok daha risklidir aslında. Arkadaşlar “bu çocuk yavaş yavaş robotlaşıyor” diyecekler :).
-
Konular
Arkadaşlarım








